Travesti ve Travestilerin En Gizli Bilgileri

Dünyadaki en büyük sıkıntılardan birisi olan kıskançlık ve bununla beraber çoğunluğun oluşturduğu öznel doğruların evrensel olduğu sanılışı ile birlikte ortaya çıkan travesti bayanlar kötüdür anlayışı bu bayanları yalnızlığa itme, toplumdan çekinme ve bunun gibi şeylerin ortasında bıraktı diyebiliriz. Durum böyle olunca bu bayanlar zor durumda kalmış ve yapılacak en mantıklı kararı alıp çağa ayak uydurmuşlardır.
Peki neden travesti bir bayanla görüşmek isteyesiniz ? Diye bir soru sorarsak ve cevabı size verirsek nasıl olur ?

Bir travesti bayan duygusallık yüklüdür. Yıllardır beraberlerinde taşıdıkları zorlukların hayat zordur durumuna ek olması onların farklılıkları yüzünden adil bir durum değildir. Yalnızlığın ne olduğunu ve toplumdan dışlanmanın ne olduğunu özellikle ülkemizde iyi bilen bu travestiler partnerlerini memnun etmek için herkesten daha çok çaba sarfedip daha çok uğraşırlar. İşte bu yüzden özellikle bu yüzden bir travesti bayan en iyi seks arkadaşınızdır.

Bir travesti bayanın kişiliği karakteri sağlamdır delikanlı kızların ne kadar afet olduğunu bildiğiniz gibi bu bayanlar da sizler için mükemmel birer seçeneklerdir. Hayatınızdaki önemli duraklardan birisi haline gelebilecek bu bayanlar sizlerin ne kadar mükemmel bir deneyim yaşadığını sizden çok önemserler ve bunun mükemmele yakın olması için ellerinden geleni yaparak sizde çifte mükemmellik sunarlar. Özellikle bu bayanlar vücutlarına herkesten çok dikkat ederler ve vücutlarının güzelliğine çok takık olduklarından birer taş konumundadırlar. Siz de bu mükemmelliklere tanık olmuş olmalısınız ki sitemiz bu güzelliklerle doludur. Bir travesti bayan her şeyden çok sizinle ilgilenirler. Çünkü bunu severek yaparlar. Her ne kadar toplumdan dışlansalar da kırılıp ezilseler de içlerinde her zaman duygusal ve iyilik barındırıp bunu özellikle erotik gecelerinizde sizlere açarlar. Tonlarca para döktüğünüz şımarık escortların sizlere verdiği her şeyi bu bayanlar kat ve kat daha ucuza verirler. Çünkü söz konusu bu bayanlar olduktan sonra gerisi basit bir oyundan ibarettir. Sadece bu bayanlar size istediğiniz şeyin daha fazlasını verebilirler.

Eğer ankara travesti ve istanbul travesti noktalarından mükemmelliğe şahit olmak isterseniz buna çok yakın olduğunuzu unutmayın.

İmkansız Kimlikler, Kimliklere Direnen Bedenler

Bir kimlik anarşisi olarak okunabilecek queer, zaten hiçbir zaman dışarıda olmamış kimlikler arasında dolanarak, her birini yoldan çıkararak, her birini tuhaflaştırıp belirsizleştirerek, dışlanan, ötekileştirilen, yası bile tutulmayacak kadar değersizleştirilen kimliklere her dışlama anında içeriden yer açarak yası tutulmaya değer hale getirir.

Queer Performativite
Biyolojik bedenlerimizin üzerine sürekli olarak inşa edileduran kategorik olarak tözcü, heteronormatif gramerin kurallarına göre üretilmiş cinsiyetçi temsillerin, rollerin, anlamlar dünyasının, çağrışımlar silsilesinin, göstergeler zincirinin, kısaca cinsiyetçi kimliklerin, postyapısalcı kuram ile altının oyulmaya başlanması, yalnızca teorik alanda yepyeni şeyler düşünmeye değil, aynı zamanda pratik alanda da yepyeni şeyler performe etmeye başlamamıza olanak sağlıyor.

Toplumsal cinsiyet çalışmalarında tarihi çok da eskilere dayanmayan queer kavramı, Durudoğan’ın Butler yorumunda“kimliği ifade eden terim değil, bir bağlantılı olma durumudur… Bir anlamda kimliğin imkânsızlığıdır.” diye açıklanıyor. Butler ise, queer teriminin “gezinen bir terim”(1) olduğunu belirtiyor. İlk etapta queer, lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel bireylerin genel kimliğini ifade eden bir terim olarak anlaşılsa da, aslında hiç de öyle değildir. Bir o kadar heteroseksüel bireyleri de kapsayan bir terimdir. Az evvel de belirttiğim gibi, esasında tüm bu kimliklerin imkânsızlığı anlamına gelmektedir.

Butler’a göre toplumsal cinsiyetin tözel etkisi performatif olarak kurulmuştur ve bir dizi düzenleyici pratikle dayatılarak var edilmektedir. Butler bunu şöyle ifade ediyor:

Toplumsal cinsiyet ifadelerinin ardında bir toplumsal cinsiyet kimliği yatmaz; o kimlik, tam da kendisinin birer sonucu olduğu söylenen ‘dışavurumlar’, ‘ifadeler’ tarafından performatif olarak kurulur.(2)

“Cinsiyet”i performatif inşa olarak gören Butler, queer kavramını postyapısalcı toplumsal cinsiyet çalışmalarında “kadın”, “erkek” ve yalnızca “karşı” cinsi arzulayan olarak inşa edilmiş heteronormatif kategorinin dışında kalanları tanımlamak için değil, aksine performatif cinsiyetin içerisi-dışarısı oluşturma momentinde bu ayrımı yapısöküme uğratmak, içeride farklılığa alan açmak, dışlayıcı söylemleri yıkarak farklılığı dışlamanın içerinin içkinliğine ait olduğunu ve cinsiyetçilik de dâhil olmak üzere tüm hegemonik performansların queer performativite ile bozulabilirliğini ve tam da bu nedenden ötürü özcü kategorik kimliklerin imkânsızlığını göstermek için kullanır.

Hardt ve Negri, “Çokluk” kitabında, queer siyasetinin toplumsal bedene alternatif biçimler oluşturarak iktidara karşı yeni direnç modelleri geliştirmenin nasıl önünü açabileceğini oldukça açıklayıcı bir şekilde tartışır. Performansı işbirliği ve iletişime dayalı bir tür ortak hareket etme biçimi olarak tanımlayan Hardt ve Negri, queer performativitenin nasıl bir isyan ve bedensel direniş biçimine dönüşebileceğini şöyle açıklıyor:

Cinsiyetin de diğer toplumsal bedenler gibi gündelik performanslarla üretildiğini ve sürekli yeniden üretildiğini kavramanın siyasal anlamı, farklı bir performans sergilememizin, mevcut toplumsal bedenlerden kurtulup yeni toplumsal biçimler oluşturmamızın mümkün olduğudur. Queer siyaseti, bir tür performatif, kolektif isyan ve yaratım projesinin mükemmel bir örneğidir. Bu siyaset aslında homoseksüel kimliklerin tasdik edilmesine değil, genel olarak kimlik mantığının yok edilmesine denk düşer.(3)

Lakin “queer” terimini kimlik mantığının yok edilmesi veya kimliğin imkânsızlığı olarak tanımladığımızda, her ne kadar toplumsal cinsiyet çalışmalarına ait bir terim olarak algılansa da, “özne-kimlik” inşasında cinsiyet ve cinsellik ya da cinsel yönelim kadar, ırk, din, sınıf, etnisite gibi diğer kimlik inşa parametrelerini de kapsar duruma gelmektedir. Madem queertözcükimlik kategorilerine karşılık sürekli gezinen bir terim olarak her seferinde yeniden kurgulanaduran bir kimlikler imkânsızlığıdır, toplumsal “öteki” kurgusundaki ince sınırlarda kategorik olarak içerme ve dışlama şeklinde kurgulanan ve performe edilen tüm kimliklerin yapısökümüdür de aynı zamanda. Zira Cinsiyet Belası adlı kitabının son bölümünde Butler, toplumsal cinsiyet kimliklerinin ve ırkçı kimliklerin paralelliğini oldukça açık bir şekilde ifade ediyor:

…cinsiyetçilik, homofobi ve ırkçılık, yani bedenleri, cinsiyetleri, cinsellikleri ve/veya renkleri nedeniyle reddetmek, bir “dışarı püskürtme” edimidir, bunu takip eden “geri püskürtme” edimi ise kültürde hegemonik olan kimlikleri cinsiyet/ırk/cinsellik bazlı farklılaştırma eksenlerine göre kurar ve pekiştirir. Öznenin “iç” ve “dış” dünyalarını bölerek kuran şey, toplumsal düzen ve denetim amacıyla muhafaza edilen incecik bir sınırdır.(4)

Bu incecik sınırın tam dibinde hiyerarşik olarak kurulan “özne” ve “öteki”, “iç” ve “dış”, yabancı, aşağılık, hastalıklı, sapık, düşman, vahşi, ilkel, saldırgan, “öteki”, yani korkutucu, bilinemez, anlaşılamaz, ürkütücü, tehdit edici “dış”, iktidarın tahakküm düzeneğinde sınıflandırma ve söylemsel olarak bir öteki kurgulama şeklinde kendisini ortaya koyuyor. Bu, saçılıp her birimizin bedenine kadar sızan iktidarın dayandığı en güçlü denetim yöntemidir ve tam da bu nedenle, iktidara karşı bedensel direnişin en dinamik alanıdır.

Histerik kadından hastalıklı ya da sapık eşcinsel erkeğe, görünmez/anlaşılmaz lezbiyenden terörist Kürde, hırsız/katil yoksuldan ilkel ve vahşi zenciye, yabancı/tahmin edilemez göçmenden asayişi bozan trans bireye iktidarın işleyiş ve kendisini sürdürme mekanizmasını bu tür tözel kategorileştirme ve söylemsel tanımlarla ötekileştirme oluşturuyor. Ancak esasında, iktidarın kendisi de dâhil olmak üzere söylemsel ötekileştirme ile birlikte bu tözel kategoriler performatif olarak kurulmuş ikililiklerdir ve tam da bu nedenle performatif olarak kurulduğu ve kurgulandığı ölçüde yine performatif olarak da yıkılabilir ikililiklerdir. Tam da yıkılabilirlikleri-yapısökülebilirlikleri nedeniyle iktidarın tahakküm mekanizmalarına karşı direnç alanı da meydana getirmektedirler. Tözel bir kategori olamayacak “ötekine” karşı “içine dönen” değil “dışarı yönelen”, “bize” değil “ötekine” açımlanan “biz-özne”, içinde farklılıklara alan açarak gezinen hem “içeride” hem “dışarıda” “içeri-dışarı sınırının her an yıkım halindeki momentinde” performatif olarak ötekine açımlanan queer işte tam da kapsayan ve dışlayan kimliklerin arasındaki incecik sınırın aslında hiçbir zaman net olmadığının ve her an yıkılabileceğinin de bir müjdecisidir.

Tam da bu noktada Hülya Durudoğan, queer’in bu müjdesini şu ifadelerle izah ediyor:

Queer mantığı normların sürekli olarak saptırılması fikrini içeriyor… Her türlü kimliğin yoldan çıkarılıp saptırılması, ezberi bozacak şekilde “tuhaflaştırılmasıdır”. Bu yolla her türlü kimliğin –her tür normatif kimliğin- kurucu olduğu kadar baskıcı ve dışlayıcı gücünü de etkisiz hale getirmektir… İdeolojilerin dayattığı sabit fikirler, çeşitli kimliklerin farklı biçimlerde dışlanmalarına, ötekileştirilmelerine ve hatta “yası tutulmaya değmez” şeylere indirgenmelerine sebep oluyor. Queer’in homofobi karşıtı tavrından yola çıkarak çok geniş bir anlam kazanması tam da bu dışlanan kimliklerin kesiştiği noktada cereyan ediyor.(5)

Bu anlamda, queer teriminin bir kimlik anarşisi olduğu ileri sürülebilir diye düşünüyorum. “Queer” mefhumu mevcut sosyopolitik mozaikte kurulmuş tüm kimliklerin saflığını, sürekliliğini ve tamlığını sorgulayarak altını oyar. Toptan dâhil etme ve toptan dışlama şeklinde işleyen iktidara karşı bir kimlik kurgulama, bir kimliği performe etme, bir kimliğe alan açma anında iktidarın dışında bir direnç mekanizması oluşturmak, kendisini iktidar karşıtı bir kimlikte konumlandırmak yerine, queer iktidar içindeki hegemonik yapıları yine iktidar içinde yıkar ve en başından olası tüm konumlandırılmış kimliklerin bir bozumu ve bir yıkımı haline gelir.

Queer tüm otoriter kimlik dayatmalarına karşı içeriden bir direnç odağının oluşturulabileceğini, iktidarın kimliğinin altını oyarak bozar çünkü “içerideki bize”, içeride “biz” olarak kurgulanan iktidara karşı dışarıdan bir “biz” olarak direnç mekanizması geliştirmek bizi yine tersinden “dost-düşman”, “biz-öteki” ikililiği tuzağına düşürecektir. Bir kimlik anarşisi olarak okunabilecek queer, zaten hiçbir zaman dışarıda olmamış kimlikler arasında dolanarak, her birini yoldan çıkararak, her birini tuhaflaştırıp belirsizleştirerek, dışlanan, ötekileştirilen, yası bile tutulmayacak kadar değersizleştirilen kimliklere her dışlama anında içeriden yer açarak yası tutulmaya değer hale getirir. Bu şekilde, queer iktidar tarafından hiyerarşik olarak dayatılan kimliklerin aslında hiçbir zaman tözel olarak var olmadıklarını, her bir kimliğin -buna iktidarın kendi kimliği de dâhildir- boş gösterenlerin içi doldurularak performatif/söylemsel olarak inşa edildiğini her “özne-öteki” inşası anında bize yeniden hatırlatarak ve inşa anında “iç-dış” sınırını alt üst ederek tüm hiyerarşileri dağıtır.

Kimlik yıkımının en etkili silahı ise bedendir. Bir kimliğin kurgulanması ve sürdürülmesi o kimliğe yüklenen vazifelerin, rollerin ve temsillerin bedensel olarak tekrar ve tekrar performe edilmesine dayanır. Bedenimiz üzerinde doğru/yanlış, güzel/çirkin, iyi/kötü, ahlaklı/ahlaksız, sağlıklı/hasta, normal/sapık şeklinde kurgulanan ikililiklere karşı her türden bedensel direniş, iktidarın hegemonik söylemlerini altüst etmenin, iktidara direnç odakları geliştirmenin, bu türden bir direnci performe etmenin temel noktasıdır.

“Devlet götümüzün vergisini sokakta alıyor!”

İstanbul LGBTİ’den seks işçisi trans aktivist İlayda 17 Aralık Dünya Seks İşçilerine Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla KaosGL.org’ konuştu: “Devlet götümüzün vergisini sokakta alıyor. Şiddete karşı güvenli çalışma alanları istiyoruz!”

Fotoğraf: Trans Onur Yürüyüşü 2014/Yıldız Tar

Bugün 17 Aralık Dünya Seks İşçilerine Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Dünya genelinde seks işçileri sistematik şiddete maruz kalıyor, yasalar ve toplum eliyle meslekleri kriminalize ediliyor. “Genel ahlak” seks işçilerini güvencesiz koşullarda, yaşam tehditi altında çalışmaya itiyor.

Türkiye’de de seks işçilerine dönük şiddet bitmek bilmiyor. Hükümet, seks işçilerine dönük şiddeti değil “fuhuşu bitirmeyi” önüne görev olarak koyuyor. Sistematik olarak kesilen para cezaları ise “fuhuşu bitirmek” bir yana güvencesiz çalışma koşullarını arttırıyor.

Seks işçilerine dönük bütün bu şiddet politikalarını İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nden seks işçisi trans aktivist İlayda ile konuştuk.

“LGBTİ hareketi sayesinde seks işçilerine ve translara şiddet görünür hale geldi”

Devlet ve devlete bağlı kolluk kuvvetlerinin sistematik şiddetinin yıllardır seks işçilerini ve transları hedef aldığını hatırlatan İlayda şunları kaydetti:

“Yirmi yıldır mücadele eden ve gittikçe güçlenen LGBTİ hareketi sayesinde seks işçilerine ve translara dönük şiddet görünür hale geldi. Şiddete ilişkin açıklanan rakamlar buna rağmen hâlâ daha buzdağının görünen kısmı. LGBTİ ve seks işçiliği örgütlerinin ulaşamadığı birçok şiddet olayı da yaşanmaya devam ediyor.”

İlayda seks işçilerine dönük şiddete karşı açılan davalarda da sonuç alınamadığını söylüyor. İlayda’ya göre bu sebepten ötürü birçok seks işçisi dava açmaktan vazgeçiyor:

“İzmir’de bundan yıllar önce dört beş trans seks işçisinin yaşadığı yere bir grup saldırdı. Polis arandı ve polis 5 saat sonra olay yerine gelebildi. Grup evlerimizin kapılarını kırdı, evleri dağıttılar. Yasa uygulayıcı ve kolluk kuvvetlerinin arka çıkması sonucu, saldırganlar bir ifade verip kurtuldu.”

“Türkiye Cumhuriyeti değil, Türkiye Polis Devleti denilmeli”

İzmir, Mersin, İstanbul ve Antalya gibi birçok yerde seks işçiliği yapan İlayda, “Bu ülkeye Türkiye Cumhuriyeti deniyor ama buraya Türkiye polis devleti denilmeli. Polis istediği an istediğini yapabiliyor. Yasa filan kimsenin umurunda değil. Suç addedilen meselelerde polisin yapabilecekleri bellidir ancak bu ülkede hiç de belli değil. Her an her şeyi yapabiliyorlar. Devletin translara ve seks işçilerine karşı başlattıkları gizli savaş sonucu her an her yerde gözaltına alınabilirsiniz. İtiraz ettiğinizde ise kendinizi nezarethanede bulup, ‘görevli memura mukavemet’, ‘devlet malına zarar vermek’, ‘hakaret’ gibi iddialar üzerinden cezaevine gönderilebilirsiniz. İki tane polisin yalanı hapishaneyle sonuçlanıyor” dedi.

“Devlet götümüzün vergisini sokakta alıyor”

Seks işçisi translara dönük baskı ve devlet kaynaklı şiddetin artacağını savunan İlayda, “Yeni Güvenlik Tasarısı’nın baskı ve şiddeti arttıracağını düşünüyorum. Devlet hem sokağa çıktığımızda götümüzün vergisini alıyor hem de mesleğimizle kazandığımız malımıza da el koymanın yollarını arıyor” ifadelerini kullandı.

İlayda’ya göre toplum çok “ahlaklı” bir toplum çünkü gündüz sokakta seks işçisi kadınlara saldıranlarla hava karardıktan sonra onlarla birlikte olanlar aynı kişiler.

“Fuhuşun delili olarak Sağlık Bakanlığı’nın dağıttığı kondomlar gösterildi”

İlayda bütün bu toplumsal ve devlet kaynaklı şiddete karşı, seks işçilerinin çalışabilecekleri güvenli alanların yaratılması gerektiğini savunuyor. Bir diğer talebi ise seks işçileri sendikasının kurulması. Bütün seks işçileri örgütlendiği zaman şiddete karşı durabileceklerini belirten İlayda yaşadıkları “absürt” şiddet olaylarından birini şöyle anlatıyor:

“Devletin cinsel yolla bulaşan hastalıkları önlemek amacıyla dağıttığı kondomlar üzerinden transların evleri basıldı ve ‘fuhuşa yer temin etmek’ten ötürü seks işçisi trans kadınlar tutuklandı. ‘Fuhuşun’ delili ise Sağlık Bakanlığı’nın dağıttığı kondomlardı. Kondomların sadece seks işçilerine değil herkese ücretsiz dağıtılması gerekiyor zaten. Cinsellik bir haktır ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı mücadele etmek devletin görevlerinden biri olmalı. Ama bu kondom dağıtılmasını bile bize karşı kullandılar.”

İlayda’yla son olarak trans seks işçilerine dönük keyfî para cezaları ve Kabahatler Kanunu’nu konuşuyoruz. Kabahatler Kanunu’ndan kesilen idari para cezalarının tutanaklarında bile “kadın kıyafeti giymiş erkekler”, “travesti mesleği” gibi ifadelerle ayrımcılık yapıldığını belirten İlayda’nın ifadeleri şöyle:

“Para cezaları kısır döngü yaratıyor”

“İstanbul’da Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın döneminde yoğunlaşan cezalar şimdi İstanbul LGBTİ’nin çabaları sonucu azaldı. Ama birçok yerde devam ediyor bu cezalar. Cezalar biriktikçe seks işçilerinin banka hesaplarına el konuluyor. Topluma ‘fuhuşu önleyeceğiz’ diyen devlet, para cezalarıyla seks işçiliğini artık yapmak istemeyenleri bile seks işçiliği yapmak zorunda bırakıyor. Ortada bir kısır döngü var. Sokağa çıkınca para cezası kesiliyor. Para cezası kesildikçe sokağa çıkıp daha fazla seks işçiliği yapmak, daha fazla müşteri bulmak durumunda kalıyoruz.”

İlayda’nın talepleri ise şöyle: “Devletin seks işçilerine dönük politikası bir an önce değişmeli. ‘Fuhuşla mücadele’ diyerek şiddet meşrulaştırılıyor. Yapılması gereken, seks işçiliği yapmak istemeyenlere istihdam; benim gibi mesleğini sürdürmek isteyenlere ise güvenli alanlar. Bir an önce genelevlerin kapıları trans olsun olmasın çalışmak isteyen kadınlara açılmalı. İmha ve gettoları dağıtma politikası da son bulmalı.”

Nefret suçu mağdurlarına ve tanıklarına çağrı: Vakaları bildirin!

Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve heteroseksüel nefret suçu mağdurları ile tanıklarına yöneltilen araştırma, insan hakları ihlallerinin raporlanması için kullanılacak.

Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler analiz edilerek cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli nefret suçlarına dair 2015 yılı raporu hazırlanacak. Rapor, ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile paylaşılarak Türkiye için her bakımdan yeterli bir nefret suçları mevzuatı ve politikası geliştirilmesi için harcanan çabalara katkıda bulunacak.

Geçtiğimiz yıl yürütülen araştırmanın sonuçları yakında duyurulacak. 2013 yılı homofobi ve transfobi temelli nefret suçları raporuna ise bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de geçtiğimiz Mart başında yasalaşan nefret suçlarına dair düzenleme, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gibi birçok temelde korumayı içermiyor.

Raporlama hakkında

İzleme ve raporlama sürecinde Türkiye’nin de tarafı olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) kriterleri referans alınıyor.

Nefret suçları cinayet, cinayete teşebbüs, aşırı fiziksel şiddet, cinsel saldırı, taciz, mala zarar verme, kundaklama, tehdit, psikolojik şiddet ve önyargı saikli diğer vakalar biçiminde kategorize ediliyor.

Anket içeriğinde mağdurun cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği, failin sosyal kimliği, saldırı mekânı, kamu organlarının ve yetkililerinin suça karşı yanıtı özellikle inceleniyor.

31 Aralık 2015’e dek sürecek izleme hakkında bilgi almak veya destek vermek için Kaos GL Derneği’nden Murat Köylü ile iletişime geçilebilir.

Homofobi veya transfobi temelli nefret suçlarını, çalışma usul ve esaslarına uygun olmaları halinde, Kamu Denetçiliği Kurumu’na ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu’na da bildirebilirsiniz.

Seks işcilerine işssizlik maaşı

İspanya’da bir mahkeme, seks işçilerinin diğer işçilerle eşit tutulması gerektiğine ve işsizlik maaşı gibi devlet yardımlarından faydalanabileceklerine hükmetti.

Times gazetesinde yer alan habere göre, Barcelona’da görülen davaya bakan hakim Juan Augustin Maragall, seks işçilerine işverenlerinin sözleşme vermesi gerektiğini, ayrıca işverenlerin sosyal güvenlik katkı paylarını ödemekle yükümlü olduklarını belirtti.
Kararın benzer davalara emsal teşkil edeceği kaydedildi.
Davaya konu Xcenter adlı mekanın masaj salonu olarak çalıştırıldığı fakat polis tarafından basıldığında seks hizmeti verdiği ortaya çıkmıştı.
Davada iş hukuku ihlali bulunduğunu vurgulayan hakim, ayrıca kadınların haklarının da işyeri yönetimi tarafından ihlal edildiğini belirtti.
Hakim, şirkette çalıştırılan üç seks işçisinin sosyal güvenlik katkı paylarının çalışmaya başladıkları 2012 tarihinden bugüne kadar ödenmesine hükmetti.
Karar nedeniyle seks işçisi çalıştırılan tüm mekanların, işçilere sözleşme imzalatması ve sosyal güvenlik katkı payını ödemesi gerekecek.
‘Ekonomik krizde seks işçisi sayısı arttı’
Seks işçiliğinin İspanya’daki hukuki statüsü ise net değil.
Seks işçiliği yasadışı olmamakla birlikte, seks işçisi çalıştırmak yasalara aykırı ve dört yıla kadar hapisle yargılanabiliyor.
Times gazetesine konuşan Seks İşçileri Derneği’nden Conxha Borrell, kararı memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
Borrell, “Biz de hizmet sektöründe çalışıyoruz. Neden diğer işçiler gibi haklarımız olmasın?” dedi.
2007’de yayımlanan bir raporda, İspanya’da yaklaşık 400 bin seks işçisinin çalıştığı belirtilmişti.
Ancak konuyla ilgili örgütler, ekonomik kriz sürecinde bu sayısının hızla yükseldiğini öne sürüyorlar.
Seks işçiliğindeki artışı önlemek için 2012 yılında Barcelona’da seks satın alanların da cezalandırılması gündeme gelmiş, sokakta pazarlık etmeye 300 euro, parayla cinsel ilişkiye girmeye 750 euro, bir okulun 200 metre yakınında parayla cinsel ilişkiye girmeye 1,500 euro ve kamusal alanda cinsel ilişkiye girmeye 3,000 euro para cezası getirilmişti.

Seksten Uzak Kalmak Mümkün mü?

İngiltere’de Katolik Kilisesi’ne mensup üst düzey bir din adamının karıştığı seks skandalının ardından insanın hiç cinsel ilişkide bulunmadan yaşamını sürdürmesinin mümkün olup olmadığı tartışması yeniden gündeme geldi.

Katolik rahiplerin cinsel yaşamdan tümüyle elini eteğini çekerek kendilerini “Tanrı’ya adamaları” bekleniyor. Aynı şey Budist rahipler için de geçerli. Her iki dinde de mastürbasyona yer yok. Katolik rahiplerin cinsel ilişkiden imtina etmesi gerekiyor. Rahibeler de aynı durumda olsa da, tartışma daha çok erkekler üzerinde yoğunlaşıyor. BBC News Muhabiri Tom de Castella, İngiltere’de tartışılan konuyu şöyle aktarıyor:

CİNSELLİK SAĞLIĞI NASIL ETKİLİYOR?

Oxford Üniversitesi’nden Endokrinoloji Profesörü John Wass erkeklerdeki testosteronun cinsellik arzusu uyandırdığını söylüyor. Kadınlarda testosteron ve östrojen karışımı nedeniyle bu arzu daha zayıf. Profesör Wass cinsellikten uzak durmayı “tamamıyla anormal bir durum” olarak değerlendiriyor.

Wass, erkeklerin yüzde 80-90′ının mastürbasyon yaptığını, rahiplerin de muhtemelen bu yola başvurduğunu söylüyor.

Daha sık boşalan erkeklerde prostat kanseri riskinin azaldığına dair bulgular olduğunu ifade eden Profesör, “cinsellikten imtinanın çok da sağlıklı olmadığını” vurguluyor.

Birçok kişi ömür boyu seksten uzak bir yaşam hayal edemiyor. Aile kurmak için rahipliği bırakan Jimmy O’Brien, genç erkekler açısından bunun ne kadar zor olduğunu ifade ediyor: “Cinsel arzunuza karşı savaşmak durumundasınız. Birçok kişi için bu her gün verilen bir savaş iken, bazıları daha az etkilenebiliyor.”

‘ARZULAR ZİHİN GÜCÜYLE BASTIRILABİLİR’

“Geleneksel toplumda hem bekâr olup hem de cinsel olarak aktif olmak mümkün değildi. Bu nedenle de insanlar rahiplerin cinsellikten imtina etmesi gerektiği düşüncesini kabullenmeye daha açıktı” diyen Budist Vişvapani, meditasyon gibi zihin gücü yoluyla fiziksel arzuların bastırılabileceğini söylüyor. “Bazıları bunu gayet rahat yaparken bazıları için zor olabilir ama bunun biyolojik olarak mümkün olmadığını söylemek yanlıştır” diyor.

Allan Hall Papaz Okulu’ndan Rahip Stephen Wang, Hristiyanlar için mastürbasyonun, evlilik öncesi ve evlilik dışı seksin yasak olduğunu söylüyor. Wang bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Mastürbasyon bizi daha bencil, daha içe kapanık kıldığı için başkalarına kalbimizi açmamızı zorlaştırıyor.”

Sorunun sadece biyoloji kaynaklı olmadığını, cinsel kimyanın da cinsellikten imtinayı zor bir yaşam biçimi haline getirdiğini ifade eden Jimmy O’Brian, en zorunun ise yalnızlık olduğunu vurguluyor: “Nihayetinde insanız ve yalnızlık hissine kapılıyoruz. Çoğu kişi yaşamını biriyle paylaşmak ister.”

‘SEÇENEKLER DAHA FAZLA’

Batı toplumu romantik hayat arkadaşı arayışına büyük önem veriyor. Bu fikirden tümüyle vazgeçmek ise büyük bir fedakârlık.

Budist Vişvapani de yaşamını bir başkasıyla paylaşma ihtiyacını hissederek evlenmiş. Modern yaşamın “cinselleştirildiğini ve bireyselleştirildiğini” ifade ediyor. Geçmiş yüzyıllarda insanların ya evli olduğunu ki bu durumda cinselliği yaşayabildiğini, evli değilse de cinsellikten imtina ettiklerini, şimdi ise “seçeneklerin daha fazla olduğunu” söylüyor.

“Geleneksel toplumda hem bekâr olup hem de cinsel olarak aktif olmak mümkün değildi. Bu nedenle de insanlar rahiplerin cinsellikten imtina etmesi gerektiği düşüncesini kabullenmeye daha açıktı.” Bugünse Batı’da bunu kabullenmek isteyenlerin sayısı azalıyor.

“Cinsel davranışının” beklenen standartlara uymadığını kabul ederek istifa eden İngiltere’deki Katolik Hristiyanların lideri Kardinal Keith O’Brien dahil olmak üzere birçok Katolik, cinsellikten imtina konusunun yeniden ele alınması çağrısı yapmıştı.

Vişvapani içinse sorun bekâret yemini değil, bunun ömür boyunca sürdürülmesinin beklenmesi: “Sorun, insanlar bunu sürdüremeyeceklerinde, cinsel olarak aktif olmaları için başka bir yol olmaması. Bu etik değil.”

‘BİNLERCE YILLIK BAŞARISIZLIK’

Cinsellikten uzak durmak fiziksel olarak mümkün olsun veya olmasın, bazılarına göre esas sorun bu olgunun kurumsallaştırılması.

Bekâret yemininin tarihi üzerine bir kitabı bulunan Elizabeth Abbott, papazların dürtülerini bastırmaya veya cinsel davranışlarını gizlemeye zorlamanın onları doğru yoldan saptırdığını söylüyor: “Binlerce yıldır bunda başarısız oldular. Bu korkunç şeylere yol açıyor.”

Jimmy O’Brien, yeni seçilecek Papa’nın bekâret yemini meselesine eğilmesi gerektiğini belirtiyor. 23 yıldır evli ve doğru seçimi yaptığına inanıyor: “Aile yaşamının rahatlığını yaşayınca kiliseye, daha önce olduğundan daha fazlasını verebilirim.”
Wang ise insanların cinsel ilişkiden kaçınmayı yanlış anladığını ileri sürüyor. Bunun, “Tanrı ile kilise üyeleri arasında eşsiz bir ilişkiyi mümkün kıldığını” söylüyor: “Bastırmayla ilgisi yok bunun. Bu, belirli bir biçimde sevmeyi öğrenmekle ilgili.”

Kilisenin sadece papazlardan değil, evli olmayan herkesten bekâret beklediğini dile getiriyor. Medyada genelde yapıldığı gibi, bekâret yeminiyle skandal arasında bağ kurulmasına tepki gösteriyor.

Seks skandallarının toplum içindeki birçok kurum içinde görüldüğünü belirten papaz, evli erkeklerin de bekârlar kadar bu olaylara karıştığına dikkat çekiyor.

Durham Üniversitesi’nden Dr. Sandra Bell’e göre, esas mesele inanç değil. Antropolog şöyle diyor: “Bu, Katolik Kilisesi’ne içsel bir bağlılık değil, bir kural. İngiliz kilisesine bağlı olanlar Katolikliğe geçtiklerinde eşleriyle birlikte olmaya devam edebiliyor. Bu gösteriyor ki papazların bakir olması gerekliliği dini bir inançtan kaynaklanmıyor.”

Yorgunken Seks Yapılır Mı?

RAHAT POZİSYONLARI TERCİH EDEREK AĞIR ÇEKİM BİR GECE GEÇİREBİLİRSİNİZ.

Erkeklerin gelecek kaygıları, kadınların eğitim, kariyer, evlilik ve çocuklarla ilgili yükleri çoğu zaman onlara ağır geliyor ve daha yorgun hissetmelerine yol açıyor. Erkekler yorgunken özellikle hızlı seksi tercih ederken, kadınlar ise yorgunluğu bahane ederek kısa ve hızlı bir sevişmedense uyumayı tercih ediyor. Bu nedenle yorgunluğun hem erkek hem de kadın için anlamını keşfetmek ve ortak bir tanımlama yapmak önem taşıyor. Ancak yorgunluk için genel bir tanımlama yapmak oldukça zor.

Genel güçsüzlük, çabuk yorulma, konsantrasyon güçlüğü, normal aktivite sırasında ya da sonrasında tükenmişlik hissi, aktiviteye başlamak için yeterli enerji olmadığı hissi olarak ifade edilen yorgunluğun birçok sebebi olabiliyor. Başta cinsel yaşam olmak üzere, iş performansını, aile yaşamını ve sosyal ilişkileri olumsuz etkileyen yorgunluğun nedenlerini ve yorgunlukla başa çıkma yollarını çok iyi bilmek gerekiyor. Yorgunluğun en sık nedenleri arasında aşırı egzersiz yapma, uyku bozuklukları, beslenme yetersizlikleri, kondisyon eksikliği, üst solunum yolu enfeksiyonları, kansızlık, tiroit ve akciğer hastalıkları, ilaçlar (sakinleştiriciler, depresyon, alerji ve tansiyon ilaçları, kas gevşeticiler ve pek çok antibiyotik) viral hastalıklar, kanser ve depresyon yer alıyor. Altı aydan uzun sürmesi halinde kronik yorgunluktan bahsediliyor.

Çok yorgunum, bugün sevişmek istemiyorum

Uzun ve yorucu bir iş gününden sonra birçok çiftin yapmak isteyeceği tek şey eve gelip koltuğa uzanıp televizyonu açmak oluyor. Bunun da tek bir anlamı var; “Bugün sevişmek istemiyorum, yorgunum!” Yorgun olmak çifti sadece cinsellikten değil genel olarak her şeyden uzaklaştırıyor. Oysa yorgunluk durumunda her çiftin seks ihtiyacı zamana ve koşullara göre değişebiliyor. Zor koşullarda çiftler seks yapma rutinlerini değiştirerek ve farklı şeyler deneyerek, daha renkli ve tutkulu bir ilişkiye sahip olabiliyor. Birbirlerini fazla zamanla ödüllendirdiklerinde sadece fiziksel değil, duygusal seksin de tadına varabiliyorlar. Böylece çift hem birbirini daha yakın hissedebiliyor hem de birbirlerini ne kadar sevdiklerini gösterme şansını elde edebiliyor. Seks yaparken sadece fiziksel hazzı değil, duygusal hazzı da düşünmek gerekiyor. Çünkü her ne kadar aksi düşünülse de, insanlar sadece fiziksel zevkler için seks yapmıyor. Bazen sadece sevildiklerini, arzulandıklarını, değerli olduklarını ve bir başkasının onlara değer verdiğini hissetmek için insanlar partnerleriyle sevişmek, bazen de sadece boşalıp rahatlayabilmek için seks istiyor.

İşte yorgun çiftler için seks önerileri…

Ağır çekim bir gece geçirin

Yorgunluğun çiftler üzerinde yıpratıcı bir etkisi olduğu tartışılmaz. Çünkü yorgunluk cinsel hayatı zora sokabiliyor ve tüm günü yorgun geçiren çiftlerin “Seks yaparak eğlenmeye halimiz kalmıyor!” veya “Bugün seks yapmak için çok yorgun hissediyorum?” yakınmaları, onların birbirlerinden uzaklaşmalarına zemin hazırlayabiliyor. Oysa hem yorgunluğu giderecek hem de seks için vücudu ateşleyecek bir takım uygulamalar ile bu sorun ortadan kaldırılabiliyor. Hızlı hareket etmek çoğu zaman enerji gerektiriyor. Bu nedenle yorgun olunduğunda ağır çekim bir gece geçirmek, güzel bir meditasyon duşu almak, sonrasında nefes ve gevşeme egzersizleri yapmak, ardından erotik masaj ile günün yorgunluğunu almak, yavaşça dokunurken daha yoğun hisler yaşamak, ufak öpücükler kondurmak, daha şehvetli dokunmaya özen göstermek mümkün… Hatta yavaş çekim hareketlerle sevişirken tamamen durarak kısa aralıklar vermek ve normalde gözden kaçan birçok ayrıntı keşfetmek keyifli olabiliyor.

Rahat pozisyonlar tercih edin

Çift ne kadar yorgun olursa olsun, seks yaparak dinlenebiliyor ve hormonlarının varlığını hatırlayabiliyor. Çünkü partnerle birlikte zaman geçirmek, sarılmak ve okşamak, yorucu olmayan pozisyonları denemek, erotik masaj yapmak çok güzel bir deneyim olabiliyor. Çifti yormayan ve zorluk derecesi düşük olan birçok seks pozisyonu var. Yorgunken (1) çiftin yan yana uzanabileceği kaşık pozisyonunu, (2) kadının yatakta uzandığı, erkeğin yatağın kenarında ayakta durduğu pozisyonu, (3) klasik misyoner pozisyonunu (erkek üstteyken ellerinden değil, dirseklerini yatağa dayamak yoluyla) veya (4) binici pozisyonunu (kadın bacaklarından destek almak yerine yatağın başına tutunarak hareket kuvvetini oradan alabilir ve sadece vajina kaslarını sıkıp bırakabilir) tercih etmek önem taşıyor.

Bronz seksi deneyin

Seks yapmak; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olarak tarif ediyoruz. Çiftler bu sanatı icra ederken altın, gümüş ve bronz olmak üzere üç tür seks deneyimi yaşayabiliyor. “Altın seks” adını verdiğimiz kaliteli seks ortalama iki saat sürüyor. Daha çok yaşanan ve “gümüş seks” adını verdiğimiz normal seks ortalama otuz dakika sürüyor. Daha nadir yaşanan ve “bronz seks” adını verdiğimiz hızlı seks ise ortalama üç beş dakika sürüyor, ışık hızında ve çabucak… Kadının erkeği reddetmek yerine onun tatmini sağlamasına izin verdiği ve daha çok erkeğin boşalıp rahatlamasını hedef alan bronz seks, erkeğin adrenalinin tepeye vurmasını sağlıyor.

Çiftlerin seks repertuarlarına erkeklerin fiziksel (boşalma ve rahatlama) kadınların ise duygusal (sevdikleri erkek tarafından arzulanma ve onu tatmin etmenin keyfi) tatminlerinin ön planda olduğu bronz seks deneyimlerini eklemeleri, hem yorgunken çok özel deneyimler yaşanması hem de yakın ilişkilerde tutkunun devam etmesi için işe yarayabiliyor. Kadın bazen seks yaparken tam havaya giremeyebiliyor, orgazm taklidi yapmak yerine, samimi ve dürüstçe “Haydi bronz seks yapalım!” diyebiliyor. Böylece hem eşini yarı yolda bırakmıyor hem tahrik olma konusunda endişelenmesine gerek kalmıyor hem de bir açıklama yapmak zorunda olmuyor. Bu aynı zamanda kadının erkeğe bir moral hediyesi oluyor, onu ne kadar çok sevdiğini hissettiriyor. Ayrıca çoğu zaman erkeğin kadına sarılması, onu arzulaması ve onunla tatmin olması kadına yetebiliyor. Seks yapma havasında olmasa bile, eşini baştan çıkarabileceğini düşünmek kadına zevk verebiliyor. Hatta bazen çift bronz sekse başlıyor ve zamanla kadın havaya girerek tahrik olabiliyor ve çift gümüş sekse geçiş yapabiliyor.

Bronz sekse başlayan bir kadın gerçekten havasında olup olmadığını da anlayabiliyor. Erkek, kadını sevgi ve değer verme yönünden desteklendiğini hissettirirse, daha çok gümüş seks ve ara sıra da altın seks deneyimi yaşatacağını vaat ederse, kadın bronz seks fikrine daha açık olabiliyor.

Uyku Orgazmları Hakkında Bilmediğiniz 11 Şey

1. Kadınlar hemen hemen her zaman uykusunda orgazm olabilir.

Evet, kadınlar da ıslak rüyalar görüyor, hem de sadece ergenlikte değil. 1986’da yapılan bir araştırmada kadınların %37’sinin en az bir kere bunu tecrübe ettiği bulundu- ve bu araştırma çok az insan arasında yapıldı, hem de 80lerde.
2. Cinse hayatı aktif olmayan erkeklerin bu durumu yaşaması daha muhtemel.

Ergenlik çağında, bir erkek düzenli olarak mastürbasyon veya seks yapmadığında daha fazla ıslak rüya gördüğünü söylüyor seks terapisti ve yazarı olan Dr. Madeleine Castellanos. Ama yaşlı erkeklerde de -pek yaygın olmasa da- olabiliyor.
3. Erkeklerde olduğunda buna gece emisyonu veya ıslak rüya deniyor.

Bir erkeğin uykusunda boşalmasından bahsediyoruz. Ne kadar yaygın olduğu hakkında yapılmış bir araştırma yok ama çoğu erkek bunun yaşanan bir şey olduğunu söylüyor (en azından ergenlik döneminde).
4. Uyanıkken orgazm olmaktan daha kolay, bazı insanlar için.

“Partnerleri ile veya mastürbasyon ile orgazma ulaşamayan ama uykusunda olan kadınlarla tanıştım.” diyor Castellanos. Ama düşününce, seksi rüyalarda genelde dikkat dağılması, stres veya gerginlik olmuyor. Sadece siz, kendi zihniniz ve vücudunuzun aldığı zevk var.
5. İnsanlar Rem uykusu (genelde insanların rüya gördüğü uyku evresi) sırasında cinsel organlarında bir şeyler hisseder.

Vajinaya ve penise daha çok kan akışı genelde bu evrede olur.
6. Erkeklerin uykusunda, sayısız kez orgazm ile sonuçlanmayan ereksiyonlar olur.

Araştırmalar gösteriyor ki, gece boyunca erkekler birçok ereksiyon yaşıyor, bazen tam kapasiteyle, bazense kısmi sertleşme olarak. Bu gece boyunca seks rüyaları gördüğünüz anlamına gelmiyor sadece penise kan akışının uyku süresince artıp azaldığını gösteriyor.
7. Uyku orgazmları konulu pek araştırma yok, çünkü nasıl yapabilirsin ki?

Fark ettiyseniz araştırmaların çoğu çok kısıtlı örnek sayısı ile yapılıyor. Sebebi apaçık. Çünkü uykusunda orgazm olmuş herkes bunun tahmin edilebilir bir şey olmadığını biliyor, yani tam olarak laboratuvarda araştırılacak bir konu değil.
8. Hatırlamıyor da olsanız, genelde bir seks rüyası ile birlikte oluyor.

Belki seks konulu bir rüya görüyorsunuz, önce cinsel organa kan akışı sağlanıyor sonra da ereksiyon veya orgazm geliyor. Ya da tam tersi olabilir, kan akışı beraberinde ıslak bir rüyayı, bazen de sonrasında orgazmı getiriyor. Tekrar belirtelim, araştırmacılar tam olarak neler döndüğünden habersiz. Ama orgazmın ortasında uyanırsanız ve gördüğünüz rüyayı hatırlayamasanız bile büyük ihtimalle ıslak bir rüya gördünüz, diyor Castellanos.
9. Bazı uyku pozisyonları, ıslak rüyalar veya uyku orgazmları ile alakalı olabilir.

2012 tarihli bir araştırma, karnınızın üzerine yatarak uyumanızın seks, nefes alamamak gibi daha çılgın rüyaları tetiklediğini buldu. Castellanos bu konu hakkında, “Mantıklı, sonuçta penis/ klitorisiniz yatakla daha temas halinde.” diyor.
10. Uykuda orgazm olmak oldukça normal ve harika.

Castellanos bunun beyninizden bir hediye olduğunu söylüyor. Libidonuzun ve erotik fantezilerinizin olması gereken seviyede olduğunu gösteriyor. Bunlar yüzünden de asla utanmamalı veya tuhaf hissetmemelisiniz, rüyanız sürprizlerle dolu olduğunda bile. Rüyalarınız sembolik oluyor, kesinlikle eski sevgilinizle, iş arkadaşınızla ya da o mağazada gözünüze takılan tuhaf saçlı adamla yatmak istediğiniz anlamına gelmiyor.
11. Bunlardan birini denemek zorunda olduğunuzu düşünmeyin.

Bunlardan birini denemek zorunda olduğunuzu düşünmeyin.
Bilinçliyken olan orgazmlar gibi, bunlar da olması gerektiği zamanda olacak, gerçekleşmesi için zorlamak yardımcı olmayacak. Uyumadan önce seksi düşünceler arasında kaybolabilirsiniz, karnınızın üstüne yatabilirsiniz ya da seks ile alakalı şarkılar dinlerken uyuyakalabilirsiniz ama uykunuzda gerçekleşecek orgazmı harekete geçirmenin kesin bir yolu yok maalesef. Stres yapmayın o size gelecektir. Ve eğer bunu tadarsanız, Castellanos’un bir parça önerisi var: “Her birini kutlayın.”

Aids’e karşı ilaç bulundu mu ?

ABD tarafından Afrika’da denenen bir AIDS ilacında,Aids’li Hastalar’da yüzde 78’e varan oranda başarı elde edildi.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden (CDC) Dr. Lynn Paxton, yapılan iki ayrı testte başarı sağlanmasının çok iyi bir haber olduğunu ifade ederek, “Bugün aynı zamanda HIV’in (AIDS’e yolaçan virüs) durdurulması açısından da iyi bir gün” dedi.

CDC tarafından Afrika ülkelerinden Botswana’da yapılan denemede, toplam bin 200 kadın ve erkeğin yaklaşık yarısına her gün, Gilead Sciences Inc. tarafından geliştirilen Truvada hapı verildi. Deneklerin diğer yarısına ise plasebo (ilaç görünümündeki etkisiz madde) verildi. Gerçek ilaç verilen gruptan 4, plasebo verilen gruptan ise 19 kişiye HIV virüsü bulaştığı belirlendi. Bu rakamlar, ilacın, hastalığa yakalanma riskini yüzde 78 oranında düşürdüğü anlamına geliyor.

Kenya ve Uganda’da yapılan bir diğer çalışmada ise ilaç, 4 bin 700 çift üzerinde denendi. Çiftler, eşlerden biri AIDS hastası, diğeri AIDS hastası olmayanlardan seçildi. Eşlere yine Truvada hapı veya yine aynı firmanın ilacı Viread verildi veya plasebo almaları sağlandı. Truvada verilenlerden 13’ü, Viread verilenlerden 18’i hastalık kaparken plasebo verilenlerde hastalık kapanların sayısı 47 oldu. Böylece HIV virüsünü kapma riski yüzde 62 oranında düşürüldü..
aids’ten korunmak için “prezervatif & kondom kulanılmasıyla aids’ten %100 korunulabilir…

LGBT ve Yurtlar

Üniversiteye henüz başladığınız vakitleri hatırlıyor musunuz? Şöyle bir düşünün…
Şanslıysanız tanıdığınız bir kaç kişiden oluşan sosyal çevreniz, siz daha dersliği ararken son sürat seyreden dersler, göz açıp kapatıncaya kadar gelmiş olan sınavlar, ama hepsinden öte artık yeni bir yuvanız var; yurt odanız!
Ne kadar zaman geçirdiğiniz önemli değil; bir kaç ay da olabilir, yıllar da, ama yurtlar bir çok öğrencinin üniversite hayatını geçirdiği, uyuyup derse geç kaldığı, oturup dedikodu yaptığı, ders çalışarak sabahladığı yuvası oluyor.

Ne yazık ki bu yuvalar herkes için aynı derecede rahat, yurtların düzenlenişi herkes için aynı derecede önyargısız değil. Hizmetin ve yaşam koşullarının verilen ücrete bağlı olduğu gerçeğini bir kenara bırakırsak, yurtlarda göze çarpan ilk şey odaların hetero-merkezli ikili cinsiyet sistemine göre (birbiriyle kesişmeyen ve zıt kadın-erkek kategorilerine göre) düzenlenişi. Bu düzenlenişe göre, kalacak öğrenciler henüz yurt kapısından girer girmez belirli cinsiyet kimliklerini (kadın veya erkek) hatta cinsel yönelimi (heteroseksüel) kabul etmiş sayılıyor. Bu kimlikler sadece kimin hangi odada kalacağını değil; aynı zamanda kalanların yaşam pratiklerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini, yurt kurallarını, yurt yönetimi-öğrenciler arasındaki ilişkileri hatta öğrencilerin yurdun dışındaki davranışlarını belirliyor. Soyunup giyindiğimiz yer sadece heteroseksüel “hemcinslerimizin” ikamet ettiği yurt odaları olduğu müddetçe diğer cinselliklerin olduğu bir ortamda çıplaklık nasıl garip olmaz ki?

Bu düzenleniş kendini hiçbir cinsel kimliğe sığdıramayan, bulunduğu bedene atfedilen cinsiyetten olmayan ve “karşıt cinsi” haricinde kişilerden (de) hoşlanan öğrenciler için kabul edilebilir değil. Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti/transseksüel, interseks ve queer öğrenciler bu koşullardan rahatsız çünkü her şeyden önce heteroseksist-ikili cinsiyete dayalı odalar cinsiyet kimliklerinden/cinsel yönelimlerinden kaynaklı her türlü ayrımcılığı meşru kılıyor. Sözgelimi; LGBTQI olduğunu açıklayan bir öğrencinin yurt arkadaşlarına açılmasından sonra onunla birlikte giyinmemek, ona şüpheli yaklaşmak, yer yer dalga geçmek, taciz etmek, dışlamak sıkça karşılaşılan bir durum. Yurtların halihazırdaki düzenlenişi bir kişi tarafından bozulduğu vakit her türlü zorbalıkla (bullying) karşılaşmak için adeta bir boş alan yaratılıyor. Bahsedilen durumlar ne yazık ki varsayım değil, gerçek. Biz LGBTQI öğrencilerin bu duruma çözüm önerisi 2 aşamalı;

1- Öncelikle yurt çalışanlarına yönelik farklı cinsellikler oryantasyonu verilmesi. Bu eğitim, bir dışlanma, taciz ya da rahatsızlık söz konusu olduğunda sorunun münferit olmadığının kavranmasına ve çözüm bulunmasına yardımcı olacaktır.

2- Cinsiyetsiz/LGBTQI öğrenci odaları kurulması. LGBTQI öğrenciler başta olmak üzere bu odaları seçen herkesin girebileceği, öğrencilerin kendilerini en baştan heteroseksüel erkek/kadın olarak tanımlamaya zorlanmayacağı ve her türlü cinsel çeşitliliğe açık bu odalarda amaç bir LGBTQI gettosu yaratmaktan öte, öğrencilerin cinselliğe dayalı hiçbir kimliği zorla kabul etmenin ve bunu bozmanın sonuçlarıyla yüzleşmek durumunda kalmamasıdır. Varolan düzenleme kadın ve erkek odalarının yanına 3. bir seçeneği daha gerektiriyor ve Boğaziçili Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti/transseksüel, interseks ve queer öğrenciler olarak bu seçeneği talep ediyoruz.

Travesiler ile Zevkin Dorukları

İnsanlar alabilecekleri sınırlı olarak gördükleri için bir çok zevkten mahrum kalabilirler. En iyiye ulaşabilmek ve burda sonlanacağını düşünmek alınabilecek yüksek seviyelerinde körelmesine sebebiyet verebilir. Cinsel konularda tercihler konusu halen ülkemizde tartışılıyor ve bu konuyu çok önceleri çözen toplumlardan örnek almıyoruz. Bizi en fazla problem ile karşı karşıya bırakan şey bu sorunları çözebilmiş örnekleri kendimizle karşılaştırmamamız. Bu örnekleri iyi irdeleyip bu sorunları nasıl aştıklarını anlayabilirsek bu sorunları aşmada önemli bir yol kat edecek ve hatta çözüme ulaşacağız.

Tüm herkes için geçerli zevklerin tercihi bizleri ilgilendiren bir durum değildir ve bir kimse travesti bayan ile birlikte olmak istiyor ise onun tercihi olarak algılamak durumundayız. Bu tercihi yaparken yetişmiş ve kendini geliştirmiş bir insana travestiler ile birlikte olduğu için olumsuz bakmak hiç doğru olmayacaktır. Kendi zevkini bu doğrultuda ilerletmek isteyen ve bu zevkten mahrum kalmak istemeyen kişiyi yargılamak kimseye düşmez. Zevklerini tırmandırıp en ateşli seksi travestiler ile yapacağını düşünen bir kimseyi başka bir tercihe zorlamak yanlış bir düşünce tarzını gösterir.

En büyük metropollerimiz arasında olan ankarada bir çok değişik insan tarzıyla karşılaşmak mümkn ancak herkesin kabul gördüğü anlamını kesinlikle çıkaramayız. Mesela ankara travesti bayanların halen sıkıntılı ve sorunlarla uğraştığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Alınabilecek zevkin bu yolla olacağını düşünenlerin sıkıntılarını gidermekte en iyi çözüm olan istanbul travesti bayanlarda aynı sıkıntıları çekmektedirler. Kaliteli ve zevkleri tırmandırabilen travesti bayanları anlamak ve tercihleri ile onları kabul etmek dururken farklı şekilde davranmak ne yazık ki bizler için bir kayıp. Kiminle birlikte olduğumuzun ya da ne şekilde zevk aldığımızın kimseyi ilgilendirmediğini düşünüyor isek travestileri ve onlar ile birlikte olanları da tenkit etmemeliyiz.

Girilecek ilişkileri kimsenin yargılamasını istemiyorsak kimsenin gireceği ilişkiyide önce bizim yargılamamamız gerekir. Sizin ilişkileriniz yargılandığında rahatsız olacağınız bir gerçek ise karşınızdaki kişilerinde aynı şekilde rahatsız olacağını unutmamalısınız. Bu sayede zevk alacağını bilen ve zevkleri tırmandıracağını hissedenlerin önünğ kapatmak hiçbir işe yaramaz. Yarının ne getireceğini bilemeyiz ve aynı durumdaki kişi yani ilişkisi yargılanan tarafta olanlardan olabiliriz. O halde travestiler ve onlarla vakit geçirmek isteyenlerin böylelikle zevkleri tırmandırdığı ve mutlu olduğunu anlayışla karşılamalıyız.